GELECEĞİ DÜŞÜNÜYORUZ

Özçete Şİrketler Grubu olarak sürdürülebilirlik yaptığımız işlerin merkezinde yer alıyor. Dünyanın hem sosyal hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli bir değişim süreci içinde olması ve doğal kaynakların her geçen gün azalması, doğal yapıyı bozmakta ve geleceğimiz için tehdit oluşturmaktadır. 2 yıla yakındır yaşadığımız Pandemi süreci, sürdürülebilirliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. İklim krizi, çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri ile halihazırda sürdürülebilir geleceğimizi tehdit eden en büyük risktir. Bu doğrultuda, biz ve bizim gibi büyük şirketlere düşen, içerisinde bulunduğumuz dünya ve geleceğimiz üzerindeki bu tehditlere karşı sorumluluklarımızı hızla ve eksiksiz yerine getirmektir. 

 

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ NASIL TANIMLAYABİLİRİZ

Sürdürülebilirliğin global olarak kabul edilen tek bir tanımı bulunmamakta. Ancak, genel olarak kabul gören ifadeye göre, ‘gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden, bugünün ihtiyaçlarını karşılamak’ olarak tanımlanıyor. Üretimin, çeşitliliğin ve tüketimin devamlılığını sağlarken, hem toplumun hem ekolojinin devamını da mümkün kılmanın gerekliliği vurgulanıyor. Bizler, sürdürülebilirliğin “ne olmadığının” tanımlanmasının daha önemli olduğunu düşünmekteyiz. Sürdürülebilirliği sadece ekoloji ile sınırlandırmak yapılan en önemli hatalardan biri. Sürdürülebilirlik kalıcı hayatı devam ettirebilmek adına her şeyin bütün olarak ele alınması gereken bir yaklaşım.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN ALT BAŞLIKLARI

Sürdürülebilirlik ekonomik, toplumsal ve çevresel olarak farklı katmanlara ayrılıyor. Sadece çevreye saygılı bir yaşam tarzı benimsemek sürdürülebilirlik için yeterli sayılmamaktadır. Sosyal eşitlik ve adalet, ekonomik kalkınma, toplumsal refah gibi etmenleri hesaba katmak ve bütün insani olguları bir  denge içinde değerlendirmek gerekmektedir.

Çevre: Karbon ayak izinin azaltılması, üretimde kullanılan kaynakların sürdürülebilirliğinin sağlanması, atık yönetimi, bioçeşitliliğin korunması, enerji ve su tasarrufu, geri dönüşüm gibi konularda atılacak adımlarla ekosistemin bütünlüğünün sağlanması.

 

Ekonomi: Ekonomik büyümenin sağlanması ve düzenli hale getirilmesiyle toplumsal ekonomik refahın arttırılması. Yeşile yatırım yapan bir sistem kurulması, doğru finansman gibi konular ekonomik sürdürülebilirlik için gereklidir.

 

Sosyal: Cinsiyet eşitliği, sosyal adalet, eğitim, sosyal bilinç gibi konularda sürdürülebilir bir standarda ulaşmak gerekmektedir.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK NEDEN ÖNEMLİ?

Ekosistemin tüm parçaları (ister canlı olsun, ister cansız olsun) birbirilerine bağlıdır ve sürekli olarak bir etkileşim içerisindedirler. Bu zincirin bir halkasında yaşanacak bozulma tüm sistemi olumsuz yönde etkileyecektir.

Bu sebeple sürdürülebilirlik; bu ekosistem zincirinin devamlılığını esas alır; doğayı korur, yaşam kalitesini arttırmayı hedefler. Eğitimden sağlığa, spordan kültüre kadar tüm alanlarda toplumsal gelişmeyi sağlar. Kaynakların rasyonel olarak kullanımı sayesinde daha yaşanılabilir, daha güvenli bir dünya yaratmayı amaçlar. Doğru iş modelleri ile şirketlerin daha uzun süre hayatta kalmasını sağlar ve toplumsal kalkınmanın önünü açar.

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA

Sürdürülebilir kalkınma, 20. yüzyılın sonlarına doğru dünyanın gündemine oturmuş ve 90’lı yıllarda imzalanan uluslararası antlaşmalarla küresel bir plan haline gelmiştir. Sürdürülebilir kalkınma anlayışı, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişme hedeflerinde ortak amaçlarını “sürdürülebilirlik” olarak belirlemektedir.

Günümüz kadar geleceği de hedef alan bu amaç, tüm insanlığı temel ihtiyaçları daha iyi bir hayata ilişkin beklentilerinin karşılanmasına imkân vermeye yöneliktir. Tüm parametreleri arasındaki ilişki doğru kurgulanmamış bir kalkınma stratejisi bugünün ihtiyaçlarını belki karşılayabilir. Ancak bu geleceği ve geleceğin ihtiyaçlarını tehlikeye sokabilir

Kontrolsüz büyümenin hangi noktadan sonra çevresel felaketlere  yol açacağı kesin değildir ve çevresel bozulmaların çoğu zaman geri dönüşü mümkün olmamaktadır. Bu sebeple, ekonomi, sosyal ve çevre faktörlerinin etkileşimleri bütün halinde değerlendirilmeli ve gelecek nesillerin kalkınmalarının getirdiği fırsatlardan yararlanması sağlanmalıdır.